Yatak

Bu sabah gözlerimi açtığımda, her zamanki gibi yer yatağının içindeydim. Yorganı tutup omuzlarıma doğru çekerken, bu yatak beni öldürecek, diye düşündüm bir an. Gerçi çok eskiden, tâ çocukluğumda da bu tür yataklarda yatardım ama o yıllarda odaların tabanına ya uzun uzun biçilmiş tahtalar döşenir ya da sokak aralarındaki satıcılardan alınan sapsarı hasırlar serilirdi. Tahta döşenmişse, hiç istisnasız her yer burcu ... Devamını Oku »

Ben, Bir Beyaz Güvercin

“Hasan Ali Toptaş’ın yeni romanı” ifadesini görünce kalbimiz aynı heyecanla çarpıyor. Kuşlar Yasına Gider, kışa denk geldiği ve benim zihnim Cennet’in oğluna büründüğü için mi bilmem ama ikisi arasında, eh biraz –belki epey- duygusal bir bağ kurdum ben... Devamını Oku »

Hasan Ali Toptaş’ın merhametli romanı “Kuşlar Yasına Gider”

Onu okumak, sayfaları eprimiş bir defterde kalan çok eski bir özlem duygusuyla sohbet etmeye benziyor. Daha ilk ışıltıdan, tanıdık kokulardan, beyaz ve sessiz boşluklardan tüten buğuyla, onunla birlikte hem çok uzaklara hem de her şeyin başladığı belirsiz ama iz bırakan bir anın içine çekiliyorum. Defteri rastgele bir yerinden açıp okusam, kelimeler asi bir tren gibi önümden geçip giderken benliğimi yeniden keşfedeceğimi, okudukça yazara ve kendime yakınlaşacağımı biliyorum. Hikayeler, kimi zaman çağıldayan bir ırmak, çoğunlukla durgun bir göl misali sükunetle hayata karıştığında, tek bir an genişleyip bütünü kucaklayacak. Devamını Oku »

Yalnızlıklar’ın Yeni Baskısı Everest Yayınları’ndan Çıktı

Yalnızlık alıp karşına kendini, öteki kendinlerle konuşmaktır. Bakışmaktır, öteki kendinlerle; dövüşmektir. Kimi zaman da, öldürmektir içlerinden sana en çok benzeyeni, benzemiyor diye. Yalnızlık, öldürmektir. Hasan Ali Toptaş, silahların gölgesinden babaların çocukluğuna, âh ki ne âh aşklardan eşkıya türkülerine dek yalnızlıklarımızın haritasını açıyor önümüze. Bu vahşi coğrafyanın dinginliğinde keskin bir rüzgâr gibi geçiyor kelimeler içimizden, içinizden… Üstelik Yalnızlıklar, şiir değilse nedir; ... Devamını Oku »

Ölü Zaman Gezginleri Yeni Baskısıyla Everest Yayınlarında

Çürümüş evlilikler, elleri karanlıkta kalan çocuklar, eşyanın saltanatı, canlı olmanın aczi. Kıstırılmışlığın buruk resimleri. Peki, zaman hep geleceğe mi akar? Portakal yanaklı kadın da kim? Şeker diye, çaylara atılan bir çift balkon. Tanklar. Bir kızın ellerinden ellerini uzatır da kimi zaman, bize dokunur zaman. Ya Fuentes, Koca Gringo’yu sınırın öteki yanında yazdıysa? Ölü Zaman Gezginleri, öykü sanatının geldiği noktayı merak ... Devamını Oku »